Öksemek Ne Demek? – Komik Bir Bakış Açısıyla
Dilin de bir eğlence olduğunu kabul etmek gerek. Hepimizin kullandığı kelimeler, bazen en ciddi anlarda bile bile isteye araya karışan komik nüanslarla dolu. İşte “öksemek” kelimesi de, tam bu kategoriye giren bir terim. Peki, “öksemek ne demek?” sorusunun cevabına, biraz mizahi bir açıdan bakalım. Zira dildeki böyle kelimeler, sadece anlamıyla değil, kullandığınızda çevrenize nasıl bir hava katacağınızla da dikkat çekiyor!
Öksemek Ne Demek? Temel Anlamı
Öksemek, Türkçede çok yaygın olmayan bir kelimedir ve aslında “gevezelik yapmak” veya “gereksiz yere konuşmak” anlamına gelir. Bu kelime, özellikle halk arasında, birinin çok konuştuğu, ama aslında söylediklerinin çok da önemli olmadığı, yani lafı uzattığı durumları tanımlar.
Ama tabii, işin içine biraz mizah ve yaratıcı bakış açısı katınca, “öksemek” kelimesi farklı bir boyut kazanır. Hem eğlenceli hem de bazen can sıkıcı olabilir! Zira birinin önünde başlıyorsanız, “Yok ya, ben sadece düşündüm…” diyerek “ökseme”yi başlatabilirsiniz. Bir nevi insanın kendi kendine “benim bu kadar bilgim var, sana bunu göstermek istiyorum” demesinin en doğal hali!
Öksemek İle Gelen Komik Durumlar
Bunu bir anlık hayal edin: Dışarıda yağmur yağıyor, herkes şemsiyesini açıp koşarak evlerine dönmeye çalışıyor. Ama siz, arkadaşlarınızla birlikte durup, “Ya, şimdi bu yağmurun bir anlamı var mı?” demeye başlıyorsunuz. Tüm dünyanın çok önemli bir şey hakkında telaşlandığı sırada, siz de bu durumu “öksemek” yaparak, felsefi bir bakış açısıyla, kimsenin anlamayacağı şekilde tartışıyorsunuz.
Bunu tabii, bir de arkadaşlarınızla yapıyorsanız iş başka bir hal alır. Çünkü arkadaş ortamında “öksemek” demek, her an her şeyi ilginç hale getirebilir. Mesela şöyle bir diyalog düşünün:
Ahmet: Ya ne kadar da yağmur yağıyor. Resmen sel olacağız!
Ben: Sel… Bunu bir düşün! Hani gerçekten bir sel mi var, yoksa biz sadece oraya bakıp o anın ruhunu hissetmeye mi çalışıyoruz?
Ali: Haa, tam “öksemek” ya!
İşte bu, “öksemek” dediğimiz şeyin özüdür! Bir konunun başını gereksiz yere uzatıp, anlamını kaybettirirsiniz. Bazen “öksemek” yapmanın, “Ya niye bu kadar derin düşünüyorsun?” şeklinde arkadaşlarınızdan tepki almanıza sebep olabileceğini de kabul etmek gerekir.
Öksemek ve Kendi Kendine Gülmek
Bazen insanın kendisiyle dalga geçmesi, onu daha da eğlenceli hale getirir. Benim için “öksemek” yapmak, başkalarını eğlendirmekten çok, kendimi eğlendirmek gibi bir şey. Bir konuda gereksiz yere fikir yürütmek, ardından kendi söylediklerimle gülmek, yani içimdeki komedyeni ortaya çıkarmak… İşte tam olarak bu, “öksemek” olayı!
Düşünün, kahve içtiğim bir kafede eski bir dostumla sohbet ederken ben yine klasik şekilde başladım:
Ben: “Bence insanlar aslında birbirlerini tam olarak anlayamıyor. Yani, bak, her şeyin bir anlamı olmalı ama, hani, bizim burada oturup da bu kadar derinlemesine düşünmemiz çok anlamsız.”
Arkadaş: “Haa, işte yine öksemek!”
Ben (içimden): “Aman ne güzel, hem derin konuştum hem de komik oldum!”
İç ses: “O kadar da derin değildi aslında ama şunu yapabilirim, bir sonraki cümlede daha fazla ‘anlam’ kullanırsam, tamamen felsefi biri gibi görünürüm.”
İç sesimle yaptığım bu komik mücadelenin sonunda, aslında fark ettim ki; “öksemek”, sadece başkalarına değil, bazen en çok kendime eğlenceli anlar yaratıyor. Kendimi komik görmek de, başkalarının gülmesini sağlamak kadar önemli!
Öksemek: İzmirli Olunca Durum Nasıl?
İzmir’de “öksemek” yapmak, bir anlamda günlük hayatın doğal bir parçası gibi. Aslında İzmir’de her an, her yerde bir muhabbet açılabilir. Ya da şöyle diyeyim; insanlar burada doğuştan “öksemek” yaparak büyürler. Çünkü kafelerde, çarşılarda, sahilde her köşe başında bir sohbet başlar, ve bir kişi mutlaka bir konuda derinlemesine “öksemek” yapar. Öksemek yapmayı seviyoruz çünkü böylece bir şekilde kalabalıklardan sıyrılır ve herkesin dikkatini üzerimize çekmiş oluruz.
Mesela, Alsancak’ta bir kafede otururken, “Ya, bilmiyorum, neden böyle oluyor ama bu şehirde herkes bir şekilde hikaye anlatmayı seviyor” dediğinizde, aniden birkaç kişinin gözleri parlamaya başlar. “Bunu tam olarak kastettiğini anlayamadım ama, demek ki yine bir “öksemek” var!” diyerek gülüşmeler başlar.
Herkesin İçinde Bir Öksemek Vardır
Gerçek şu ki, “öksemek” aslında çok basit bir şekilde hepimizin içinde var. Herkesin bir noktada bir konuda derinleşmesi, çok da önemli olmayan konular üzerinde fazlasıyla durması, bir süre sonra onun o kadar büyük ve derin bir düşünceye sahip olduğuna inanmasına yol açar.
Ama her şeyin bir sınırı vardır, değil mi? Eğer sürekli “öksemek” yaparsanız, bir gün herkes susar ve gözünüzün içine bakarak “Bir şey diyeceğim, yeter artık!” derler. İşte o zaman, durup kendinize şu soruyu sorarsınız: “Benim bu kadar çok konuşmamın, herkesin ruhunu sıkmasının ne anlamı vardı?”
Sonuç olarak, “öksemek” ne demek? Gerekli olduğunda konuşulması gereken, bazen de gereksiz yere uzatılan cümleler. Kimi zaman derinlemesine düşünceler, kimi zaman ise yalnızca başkalarını eğlendirmek için yapılmış bir “iç ses” mücadelesi. En eğlenceli ve bazen en sinir bozucu haliyle, “öksemek” aslında hayatın her anında karşımıza çıkabiliyor.